Copyright © www.avrasyaturizm.net   her hakkı saklıdır
HAC   UMRE   KUDÜS  KÜLTÜR TURLARI

Umre Nedir?

Sözlükte;      ziyaret   etmek,   uzun   ömürlü   olmak,   evi   mamur   etmek,   bir   yerde   ikamet   etmek,   korumak,   malı   çok   olmak   ve   Allah'a   kulluk   etmek   anlamlarındaki   "a-m-r"   kökünden   türeyen   umre;   belirli bir zamana bağlı olmaksızın ihrama girip Kâbe'yi tavaf edip Safa ile Merve arasında sa'y yaptıktan sonra tıraş olup ihramdan çıkmak suretiyle yerine getirilen bir ibadettir. Hac   ibadetinden   farkı,   bir   zamanla   sınırlı   olmaması,   Arafat   ve   Müzdelife   vakfesi   ile   kurban   kesme   ve   şeytan   taşlama   görevlerinin   bulunmamasıdır.   Bu   bakımdan   hacca,   "Hacc-ı   Ekber"   (büyük   hac), umreye de "Hacc-ı Asgar" (küçük hac) denir. Umrenin iki farzı vardır. İhram ve tavaf. Bunlardan ihram şart, tavaf rükündür. Vacipleri ise sa'y ile tıraş olup ihramdan çıkmaktır. (Bu   bölüm,   Doç.   Dr.   İsmail   KARAGÖZ--   Mehmet   KESKİN-   Doç.   Dr.   Halil   ALTUNTAŞ   tarafından   hazırlanan   "Hac   İlmihali"   ile   Dr.   Ekrem   KELEŞ   tarafından   hazırlanan   "Umre   Rehberi"   adlı   eserlerden alınmıştır.)

Umrenin Hükmü

Müslüman'ın ömründe bir defa umre yapması Hanefi ve Maliki mezheplerine göre müekked sünnet, Şafii ve Hanbeli mezhebine göre ise farzdır. Hanefi bilginlerden umrenin, vitir namazı, kurban ve fıtır sadakası gibi vacip olduğu görüşünde olanlar da vardır. Umrenin    hükmü    konusundaki    ihtilaf;    "Haccı    ve    umreyi    Allah    için    tamamlayın..."    (Bakara,    2/196.)    anlamındaki    ayete    getirilen    farklı    yorumlar    ile    bu    konuda    farklı    rivayetlerin    bulunmasından kaynaklanmaktadır. Âyet-i   kerime,   farz   olsun   nafile   olsun   hac   ve   umre   ibadetine   başlanınca   bu   görevin   yarım   bırakılmayıp   tamamlanması   gerektiğini   ifade   ettiği   gibi   "Orucu   akşama   kadar   tamamlayın"   (Bakara,   2/187.) anlamındaki ayette olduğu gibi "hac görevini yerine getirin" anlamını da ifade eder. İmam   Şafii   ve   İmam   Ahmed   b.   Hanbel,   bu   ayeti   hac   ve   umre   görevini   yerine   getirin   şeklinde   bir   emir   olarak   anlamışlar,   umrenin   farz   olduğu   içtihadında   bulunmuşlardır.   Ayrıca   şu   rivayetleri   de   görüşlerine delil olarak almışlardır: Hz. Aişe, -"Ey Allah'ın Elçisi! Kadınların cihat yapması gerekli midir"? Diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam, -Evet, (onlara) içinde savaş bulunmayan cihat (yani) hac ve umredir gereklidir" buyurmuştur.  (İbn Mâce, Menasik, 8, II, 968. Şirbînî, II, 206-207.) "Umre küçük hacdır", (Muğnî, V, 14.) Sahabeden Ebü Rezin el-Ukeyli, - "Ey Allah'ın Elçisi! Babam ihtiyar bir insandır. Ne hac ve umre ne de yolculuk yapmaya gücü yeter. (Ne yapması gerekir)" diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam da, - "Babanın yerine sen hac ve umre görevi yap" buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Menâsik, 26. II, 402. İbn Mace, Menasik, 10, II, 970.) Umrenin farz olmadığı görüşünde olanlar ise; "...Gücü   yetenlerin   haccetmesi   Allah'ın   insanlar   üzerinde   bir   hakkıdır"   (Al-i   İmrân,   3/   97.)   anlamındaki   ayette   ve   İslam'ın   beş   temel   esasını   beyan   eden   hadis-i   şerifte   umrenin   geçmemiş   olmasını   umrenin farz olmadığına delil getirmişlerdir. Şu hadisleri de görüşlerine delil olarak zikretmişlerdir: "Hac, farz, umre nafile bir ibadettir" (İbn Mâce, Menâsik, 8, II, 968. Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Kâsânî, II, 226.Taberî, II, 2/212. Muğnî, V, 13.) Cabir ibn Abdullah'ın bildirdiğine göre bir sahabi Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam'a - "Ey Allah'ın Elçisi! Umre farz mıdır diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam da, - "Hayır, umre yapman senin için daha hayırlıdır" buyurmuştur. (Taberî, II, 2/212.Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Ahmed, III, 316. ) Umrenin farz olduğu içtihadında bulunanların görüşlerine delil olarak zikrettikleri hadiste geçen "umreye küçük hac" denilmesini "sevabını beyan içindir" şeklinde açıklamışlardır. Abdullah ibn Ömer'in bildirdiğine göre Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam dört defa umre yapmış, (Tirmizî, Hac, 93. III, 275) umre yapılmasını teşvik etmiş ve; "Umre, daha sonraki umreye kadar, ikisi arasında işlenen günahlar için kefifrettir. Allah katında makbul haccın karşılığı ise ancak cennettir" (Tirmizî, Hac, 90. III, 272.) buyurmuştur. (Bu bölüm, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ-- Mehmet KESKİN- Doç. Dr. Halil ALTUNTAŞ tarafından hazırlanan "Hac İlmihali" adlı eserden alınmıştır.)

Umrenin Zamanı

 

Haccın   ancak   hac   aylarında   yapılabilmesine   karşılık   umre   için   belirlenmiş   her   hangi   bir   zaman   yoktur.   Arefe   ve   bayram   günleri   (teşrik   tekbirlerinin   getirildiği   5   gün)   dışında   her   zaman   umre yapılabilir. Arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde umre yapmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler hac menasikinin yapıldığı günlerdir. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre hac için niyetli olmayanlar; teşrik günleri dâhil yılın her gününde umre yapabilirler. Maliki mezhebine göre hac için niyetli bulunanlar, bayramın 4. günü güneş batıncaya kadar, Şafii mezhebine göre ise veda tavafı dışında haccın bütün menasiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar. Umrenin Ramazan ayında yapılması daha faziletlidir. Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam, "Ramazan ayında yapılan umre, hacca denktir" buyurmuştur. (Tirmizî, Hac, 90. III, 276.) (Bu bölüm, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ-- Mehmet KESKİN- Doç. Dr. Halil ALTUNTAŞ tarafından hazırlanan "Hac İlmihali" adlı eserden alınmıştır.)

Umrenin Yapılışı

Umre   yapmak   isteyen   kimse;   gerekiyorsa   koltuk   altı   ve   kasık   kıllarını   giderir,   saç   sakal   tıraşı   olur,   bıyıklarını   düzeltir,   tırnaklarını   keser   ve   boy   abdesti   alır,   boy   abdesti   alma   imkânı   yoksa   abdest   alır, vücuduna güzel koku sürünür. Erkekler,   atlet,   külot,   çorap,   elbise   ve   ayakkabılarını   çıkarırlar.   İzar   ve   rida   adı   verilen   iki   parça   ihram   örtüsüne   bürünürler.   Rida’   nın   uçlarını   birbirine   bağlamak   veya   iğne   ile   tutturmak   mekruhtur. Ayaklarına   arkası   ve   üzeri   açık   terlik   giyerler.   Bele   kemer   bağlamada,   sırta   çanta   almada   ve   şemsiye   kullanmada   bir   sakınca   yoktur.   Kadınlar   elbise   ve   ayakkabılarını   giymeye   devam   ederler,   başlarını açmazlar, yüzlerini de örtmezler. İhramın   sünneti   niyeti   ile   iki   rekât   ihram   namazı   kılarlar.   Namazın   birinci   rekâtında   Fatiha   suresinden   sonra   "kâfurun"   suresini,   ikinci   rekâtında   ise   yine   Fatiha   suresinden   sonra   "ihlâs"   suresini okurlar. Umre   yapmak   isteyen   kimse   afakî   ise   mikat   sınırlarını   geçmeden,   Hill   bölgesinde   ikamet   ediyorsa   bulunduğu   yerde,   Harem   bölgesinde   bulunuyorsa   Hill   bölgesinde   mesela   Ten’ime   giderek   ihrama girer. İhrama, niyet etmek ve telbiye getirmek suretiyle girilir. Niyet, umre yapacağının kalben belirlenmesi demektir.  Niyetin,                                                                        "Allah'ım! Umre yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu kabul buyur" diyerek diliyle ifade edilmesi müstehaptır. Niyet ettikten sonra,                                           Telbiye getirir        Buyur   Allah'ım   buyur!   Buyur,   senin   hiçbir   ortağın   yoktur.   Buyur,   şüphesiz   her   türlü   övgü,   nimet,   mülk   ve   hükümranlık   sana   mahsustur.   Senin   ortağın   yoktur"   diyerek   telbiye   getirir.   Böylece   ihrama girmiş ve ihram yasakları başlamış olur. Mekke'ye   varıncaya   kadar   vasıtalara   binişte   ve   indiği   yerde,   kafilelerle   karşılaştığında,   şehirlere   girdiğinde,   akşam   ve   sabah,   gece   ve   gündüz,   vasıtada,   yürürken,   otururken,   yatarken,   ayakta   iken, inişte, yokuşta, mekân değiştikçe ve farz namazların arkasından her fırsatta telbiye, Tekbir, Tehlil ve salavat-ı şerife yüksek sesle söyleyerek yolculuğuna devam eder. Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra Tekbir, Tehlil ve salâvat-ı şerife okumak müstehaptır. Mekke'ye yaklaşıp Harem bölgesine girince "Allah'ım!   Burası   senin   haremindir,   emin   kıldığın   yerdir.   Beni   cehenneme   girmekten   koru.   Kullarını   dirilttiğin   gün   beni   azabından   güvende   kıl,   beni   dostlarından   ve   itaatkâr   olanlardan   eyle"   diye   dua eder. Mekke'ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır. Mekke'de   otele   veya   eve   yerleşip   dinlendikten   sonra   mümkünse   boy   abdesti,   mümkün   değilse   abdest   alır,   yaya   veya   vasıta   ile   Mescid-i   Harem'e   gider.   Yolda   Tekbir,   Tehlil,   telbiye   ve   salavat-ı   şerife getirir. Tevazu ve saygı ile "Allah'ım! Rahmet kapılarını bana aç ve beni kovulmuş şeytandan koru" diye dua ederek Mescid-i Harem'e girer. Beytullah’ı görünce üç defa Tekbir ve Tehlil getirir ve şu duayı okur. "Allah'ı   noksan   sıfatlardan   tenzih   ederim,   Her   türlü   övgü   Allah'a   mahsustur,   Allah'tan   başka   ilah   yoktur.   Allah   en   büyüktür.   Allah'ım!   Bu   senin   evindir.   Onu   Sen   yücelttin,   Sen   şereflendirdin,   Sen değerli   yaptın.   Onun   yüceliğini,   şerefini   ve   değerini   artır.   Ya   Rabbi!   Onun   değerini   artıran,   onu   şereflendiren,   ona   saygı   gösteren   kimsenin   şerefini,   saygınlığını,   heybetini,   yüceliğini   ve   iyiliğini   artır.   Allah'ım! Sen selamsın ve selamet ancak sendendir. Bizi selametle yaşat ve selamet yurdun olan cennetine koy, ey Celal ve ikram sahibi Allah'ım! Sen her şeyden yücesin ve her şeyden üstünsün" Bildiği başka duaları da okuyabilir. Tavafa başlamadan önce telbiyeyi keser. Hacer-i   Esved   hizasına   gelir,   yönünü   ona   döner,   ellerini   omuz   hizasına   kadar   kaldırıp   "Bismillah,   Allahu   Ekber"   diyerek   Hacer-i   Esved'i   selamlar,   Tekbir,   Tehlil   ve   tahmid   getirir.   Kalabalık   değilse   ve kimseye eziyet vermeyecekse Hacer-i Esved'i öper, kalabalık ise Hacer-i Esved'i öpmez. İstilam, sünnet, insanları itip kakmak ve eziyet vermek günahtır. Sünneti ifa etmek için günah işlenmez. Umre tavafı yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım! Senin için umre tavafını yedi şavt olarak yapmak istiyorum. Onu benim için kolaylaştır ve kabul eyle" diyerek yapması müstehaptır. Tavafını,   Kâbe’yi   soluna   alıp   Hatim   ‘in   dışından   dolanarak   yapar.   Her   şavtta   Rüknü   Yemani   ve   Hacer-i   Esved'i   uzaktan   "Bismillah,   Allahu   Ekber"   diyerek   istilamda   bulunur.   Hacer-i   Esved'i   istilam, sünnet, Rüknü Yemani’yi istilam ise müstehaptır. Rüknü Yemani öpülmez, diğer köşeler istilam edilmez. Tavaf sırasında mesnun duaları veya bildiği duaları okur ve sessizce Tekbir ve Tehlil getirir veya Kur'an okur. Tavafın   ilk   dört   şavtı   farz;   tavaf'ı   cünüp,   adetli   ve   nifas   halinde   değilken   ve   abdestli   olarak   yapmak,   avret   yerlerini   örtmek,   tavafı   Kâbe’yi   soluna   alarak   yapmak,   tavafa   Hacer-i   Esved   hizasından başlamak, tavafı Hatim ‘in dışından dolanarak yapmak, gücü yetenin tavafı yürüyerek yapması ve şavtı yediye tamamlamak vaciptir. Bunlardan biri terk edilirse dem gerekir. Tavaf'ta ıztıba' ve ilk üç şavtta remel yapar. Tavaf   yedi   şavta   tamamladıktan   sonra   "Mültezem"de   ve   Hatim   ‘de   dua   eder.   Mümkünse   Makam-ı   İbrahim'in   arkasında   değilse   uygun   bir   yerde   iki   rekât   "tavaf   namazı"   kılar,   bu   namazı   kılmak vaciptir. Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem içer ve Hacer-i Esved'i istilam eder. Umrenin sa'yini yapmak üzere Safa'ya gider. Yönünü Kâbe’ye döner, Tekbir, Tehlil, tahmid ve salât-ü selam getirir, dua eder. Sa'y yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım! Senin rızan için Safa ile Merve arasında yedi şavt olarak umrenin sa'yini yapmaya niyet ediyorum" diyerek yapması müstehaptır. Sa'yini   yedi   şavt   olarak   Safa'da   başlayıp   Merve'de   bitirir.   Sa'y   yaparken   mesnun   duaları   veya   bildiği   duaları   okur   ve   sessizce   Tekbir   ve   Tehlil   getirir   veya   Kur'an   okur.   İki   yeşil   ışık   arasında   "hervele" yapar. Say’ı tamamlayınca Merve'de dua eder. Umrenin sa’yi vaciptir. Terk edilirse dem gerekir. Berberde veya evde veya otelde saç tıraşı olur veya saçlarını kısaltır, böylece ihramdan çıkar ve bu şekilde umre ibadetini yapmış olur. Kadınlar,   remel   ve   hervele   yapmazlar.   Tekbir,   Tehlil   ve   telbiyede   seslerini   yükseltmezler.   İhramdan   çıkmak   için   saçlarının   ucundan   parmak   ucu   kadar   kesmeleri   yeterlidir.   Kadınlar   adetli   iken   tavaf yapmazlar. (Bu bölüm, Doç. Dr. İsmail KARAGÖZ-- Mehmet KESKİN- Doç. Dr. Halil ALTUNTAŞ tarafından hazırlanan "Hac İlmihali" adlı eserden alınmıştır.)
Bilgi için Lütfen Arayınız 0 312 310 84 35
            0 542 214 54 02
   Copyright © www.avrasyaturizm.net   her hakkı saklıdır
HAC   UMRE   KUDÜS  KÜLTÜR TURLARI

Umre Nedir?

Sözlükte;      ziyaret   etmek,   uzun   ömürlü   olmak,   evi   mamur   etmek, bir   yerde   ikamet   etmek,   korumak,   malı   çok   olmak   ve   Allah'a   kulluk   etmek anlamlarındaki   "a-m-r"   kökünden   türeyen   umre;   belirli   bir   zamana   bağlı olmaksızın   ihrama   girip   Kâbe'yi   tavaf   edip   Safa   ile   Merve   arasında   sa'y yaptıktan   sonra   tıraş   olup   ihramdan   çıkmak   suretiyle   yerine   getirilen   bir ibadettir. Hac   ibadetinden   farkı,   bir   zamanla   sınırlı   olmaması,   Arafat   ve Müzdelife    vakfesi    ile    kurban    kesme    ve    şeytan    taşlama    görevlerinin bulunmamasıdır.    Bu    bakımdan    hacca,    "Hacc-ı    Ekber"    (büyük    hac), umreye de "Hacc-ı Asgar" (küçük hac) denir. Umrenin   iki   farzı   vardır.   İhram   ve   tavaf.   Bunlardan   ihram   şart, tavaf rükündür. Vacipleri ise sa'y ile tıraş olup ihramdan çıkmaktır. (Bu   bölüm,   Doç.   Dr.   İsmail   KARAGÖZ--   Mehmet   KESKİN-   Doç.   Dr. Halil   ALTUNTAŞ   tarafından   hazırlanan   "Hac   İlmihali"   ile   Dr.   Ekrem   KELEŞ tarafından hazırlanan "Umre Rehberi" adlı eserlerden alınmıştır.)

Umrenin Hükmü

Müslüman'ın     ömründe     bir     defa     umre     yapması     Hanefi     ve     Maliki mezheplerine   göre   müekked   sünnet,   Şafii   ve   Hanbeli   mezhebine   göre   ise farzdır. Hanefi   bilginlerden   umrenin,   vitir   namazı,   kurban   ve   fıtır   sadakası   gibi vacip olduğu görüşünde olanlar da vardır. Umrenin    hükmü    konusundaki    ihtilaf;    "Haccı    ve    umreyi    Allah    için tamamlayın..."     (Bakara,     2/196.)     anlamındaki     ayete     getirilen     farklı yorumlar       ile       bu       konuda       farklı       rivayetlerin       bulunmasından kaynaklanmaktadır. Âyet-i   kerime,   farz   olsun   nafile   olsun   hac   ve   umre   ibadetine   başlanınca bu   görevin   yarım   bırakılmayıp   tamamlanması   gerektiğini   ifade   ettiği   gibi "Orucu   akşama   kadar   tamamlayın"   (Bakara,   2/187.)   anlamındaki   ayette olduğu gibi "hac görevini yerine getirin" anlamını da ifade eder. İmam   Şafii   ve   İmam   Ahmed   b.   Hanbel,   bu   ayeti   hac   ve   umre   görevini yerine   getirin   şeklinde   bir   emir   olarak   anlamışlar,   umrenin   farz   olduğu içtihadında   bulunmuşlardır.   Ayrıca   şu   rivayetleri   de   görüşlerine   delil   olarak almışlardır: Hz. Aişe, -"Ey Allah'ın Elçisi! Kadınların cihat yapması gerekli midir"? Diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam, -Evet,   (onlara)   içinde   savaş   bulunmayan   cihat   (yani)   hac   ve   umredir gereklidir"   buyurmuştur.      (İbn   Mâce,   Menasik,   8,   II,   968.   Şirbînî,   II,   206- 207.) "Umre küçük hacdır", (Muğnî, V, 14.) Sahabeden Ebü Rezin el-Ukeyli, -   "Ey   Allah'ın   Elçisi!   Babam   ihtiyar   bir   insandır.   Ne   hac   ve   umre   ne   de yolculuk yapmaya gücü yeter. (Ne yapması gerekir)" diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam da, -   "Babanın   yerine   sen   hac   ve   umre   görevi   yap"   buyurmuştur.   (Ebû   Dâvûd, Menâsik, 26. II, 402. İbn Mace, Menasik, 10, II, 970.) Umrenin farz olmadığı görüşünde olanlar ise; "...Gücü   yetenlerin   haccetmesi   Allah'ın   insanlar   üzerinde   bir   hakkıdır"   (Al-i İmrân,   3/   97.)   anlamındaki   ayette   ve   İslam'ın   beş   temel   esasını   beyan eden   hadis-i   şerifte   umrenin   geçmemiş   olmasını   umrenin   farz   olmadığına delil getirmişlerdir. Şu hadisleri de görüşlerine delil olarak zikretmişlerdir: "Hac,   farz,   umre   nafile   bir   ibadettir"   (İbn   Mâce,   Menâsik,   8,   II,   968. Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Kâsânî, II, 226.Taberî, II, 2/212. Muğnî, V, 13.) Cabir     ibn     Abdullah'ın     bildirdiğine     göre     bir     sahabi     Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam'a - "Ey Allah'ın Elçisi! Umre farz mıdır diye sormuş, Hz. Peygamber aleyhisselatu vesselam da, -   "Hayır,   umre   yapman   senin   için   daha   hayırlıdır"   buyurmuştur.   (Taberî,   II, 2/212.Tirmizî, Hac, 88. III, 270. Ahmed, III, 316. ) Umrenin    farz    olduğu    içtihadında    bulunanların    görüşlerine    delil    olarak zikrettikleri    hadiste    geçen    "umreye    küçük    hac"    denilmesini    "sevabını beyan içindir" şeklinde açıklamışlardır. Abdullah    ibn    Ömer'in    bildirdiğine    göre    Peygamberimiz    aleyhisselatu vesselam    dört    defa    umre    yapmış,    (Tirmizî,    Hac,    93.    III,    275)    umre yapılmasını teşvik etmiş ve; "Umre,   daha   sonraki   umreye   kadar,   ikisi   arasında   işlenen   günahlar   için kefifrettir.    Allah    katında    makbul    haccın    karşılığı    ise    ancak    cennettir" (Tirmizî, Hac, 90. III, 272.) buyurmuştur. (Bu   bölüm,   Doç.   Dr.   İsmail   KARAGÖZ--   Mehmet   KESKİN-   Doç.   Dr.   Halil ALTUNTAŞ tarafından hazırlanan "Hac İlmihali" adlı eserden alınmıştır.)

Umrenin Zamanı

 

Haccın    ancak    hac    aylarında    yapılabilmesine    karşılık    umre    için belirlenmiş   her   hangi   bir   zaman   yoktur.   Arefe   ve   bayram   günleri   (teşrik tekbirlerinin getirildiği 5 gün) dışında her zaman umre yapılabilir. Arefe    günü    sabahından    bayramın    4.    günü    güneş    batıncaya kadarki   süre   içinde   umre   yapmak   tahrimen   mekruhtur.   Çünkü   bu   günler hac menasikinin yapıldığı günlerdir. Şafii,    Maliki    ve    Hanbeli    mezheplerine    göre    hac    için    niyetli olmayanlar; teşrik günleri dâhil yılın her gününde umre yapabilirler. Maliki   mezhebine   göre   hac   için   niyetli   bulunanlar,   bayramın   4. günü   güneş   batıncaya   kadar,   Şafii   mezhebine   göre   ise   veda   tavafı   dışında haccın bütün menasiki tamamlanmadıkça umre yapamazlar. Umrenin      Ramazan      ayında      yapılması      daha      faziletlidir. Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam, "Ramazan    ayında    yapılan    umre,    hacca    denktir"    buyurmuştur. (Tirmizî, Hac, 90. III, 276.) (Bu   bölüm,   Doç.   Dr.   İsmail   KARAGÖZ--   Mehmet   KESKİN-   Doç.   Dr. Halil    ALTUNTAŞ    tarafından    hazırlanan    "Hac    İlmihali"    adlı    eserden alınmıştır.)

Umrenin Yapılışı

Umre   yapmak   isteyen   kimse;   gerekiyorsa   koltuk   altı   ve   kasık kıllarını   giderir,   saç   sakal   tıraşı   olur,   bıyıklarını   düzeltir,   tırnaklarını   keser   ve boy   abdesti   alır,   boy   abdesti   alma   imkânı   yoksa   abdest   alır,   vücuduna güzel koku sürünür. Erkekler,   atlet,   külot,   çorap,   elbise   ve   ayakkabılarını   çıkarırlar.   İzar ve   rida   adı   verilen   iki   parça   ihram   örtüsüne   bürünürler.   Rida’   nın   uçlarını birbirine   bağlamak   veya   iğne   ile   tutturmak   mekruhtur.   Ayaklarına   arkası ve   üzeri   açık   terlik   giyerler.   Bele   kemer   bağlamada,   sırta   çanta   almada   ve şemsiye   kullanmada   bir   sakınca   yoktur.   Kadınlar   elbise   ve   ayakkabılarını giymeye devam ederler, başlarını açmazlar, yüzlerini de örtmezler. İhramın   sünneti   niyeti   ile   iki   rekât   ihram   namazı   kılarlar.   Namazın birinci    rekâtında    Fatiha    suresinden    sonra    "kâfurun"    suresini,    ikinci rekâtında ise yine Fatiha suresinden sonra "ihlâs" suresini okurlar. Umre   yapmak   isteyen   kimse   afakî   ise   mikat   sınırlarını   geçmeden, Hill    bölgesinde    ikamet    ediyorsa    bulunduğu    yerde,    Harem    bölgesinde bulunuyorsa Hill bölgesinde mesela Ten’ime giderek ihrama girer. İhrama,   niyet   etmek   ve   telbiye   getirmek   suretiyle   girilir.   Niyet, umre yapacağının kalben belirlenmesi demektir.  Niyetin,                                                                        "Allah'ım!   Umre   yapmak   istiyorum.   Onu   bana   kolaylaştır   ve   onu kabul buyur" diyerek diliyle ifade edilmesi müstehaptır. Niyet ettikten sonra,                                           Telbiye getirir        Buyur   Allah'ım   buyur!   Buyur,   senin   hiçbir   ortağın   yoktur.   Buyur, şüphesiz   her   türlü   övgü,   nimet,   mülk   ve   hükümranlık   sana   mahsustur. Senin   ortağın   yoktur"   diyerek   telbiye   getirir.   Böylece   ihrama   girmiş   ve ihram yasakları başlamış olur. Mekke'ye    varıncaya    kadar    vasıtalara    binişte    ve    indiği    yerde, kafilelerle   karşılaştığında,   şehirlere   girdiğinde,   akşam   ve   sabah,   gece   ve gündüz,    vasıtada,    yürürken,    otururken,    yatarken,    ayakta    iken,    inişte, yokuşta,   mekân   değiştikçe   ve   farz   namazların   arkasından   her   fırsatta telbiye,    Tekbir,    Tehlil    ve    salavat-ı    şerife    yüksek    sesle    söyleyerek yolculuğuna devam eder. Telbiyeyi   her   söyleyişte   üç   defa   tekrarlamak,   sonra   Tekbir,   Tehlil ve salâvat-ı şerife okumak müstehaptır. Mekke'ye yaklaşıp Harem bölgesine girince "Allah'ım!    Burası    senin    haremindir,    emin    kıldığın    yerdir.    Beni cehenneme    girmekten    koru.    Kullarını    dirilttiğin    gün    beni    azabından güvende kıl, beni dostlarından ve itaatkâr olanlardan eyle" diye dua eder. Mekke'ye abdestli girmek sünnet, gündüz girmek müstehaptır. Mekke'de   otele   veya   eve   yerleşip   dinlendikten   sonra   mümkünse boy   abdesti,   mümkün   değilse   abdest   alır,   yaya   veya   vasıta   ile   Mescid-i Harem'e    gider.    Yolda    Tekbir,    Tehlil,    telbiye    ve    salavat-ı    şerife    getirir. Tevazu   ve   saygı   ile   "Allah'ım!   Rahmet   kapılarını   bana   aç   ve   beni   kovulmuş şeytandan koru" diye dua ederek Mescid-i Harem'e girer. Beytullah’ı   görünce   üç   defa   Tekbir   ve   Tehlil   getirir   ve   şu   duayı okur. "Allah'ı   noksan   sıfatlardan   tenzih   ederim,   Her   türlü   övgü   Allah'a mahsustur,   Allah'tan   başka   ilah   yoktur.   Allah   en   büyüktür.   Allah'ım!   Bu senin   evindir.   Onu   Sen   yücelttin,   Sen   şereflendirdin,   Sen   değerli   yaptın. Onun    yüceliğini,    şerefini    ve    değerini    artır.    Ya    Rabbi!    Onun    değerini artıran,    onu    şereflendiren,    ona    saygı    gösteren    kimsenin    şerefini, saygınlığını,   heybetini,   yüceliğini   ve   iyiliğini   artır.   Allah'ım!   Sen   selamsın ve   selamet   ancak   sendendir.   Bizi   selametle   yaşat   ve   selamet   yurdun   olan cennetine   koy,   ey   Celal   ve   ikram   sahibi   Allah'ım!   Sen   her   şeyden   yücesin ve her şeyden üstünsün" Bildiği    başka    duaları    da    okuyabilir.    Tavafa    başlamadan    önce telbiyeyi keser. Hacer-i   Esved   hizasına   gelir,   yönünü   ona   döner,   ellerini   omuz hizasına   kadar   kaldırıp   "Bismillah,   Allahu   Ekber"   diyerek   Hacer-i   Esved'i selamlar,   Tekbir,   Tehlil   ve   tahmid   getirir.   Kalabalık   değilse   ve   kimseye eziyet   vermeyecekse   Hacer-i   Esved'i   öper,   kalabalık   ise   Hacer-i   Esved'i öpmez.   İstilam,   sünnet,   insanları   itip   kakmak   ve   eziyet   vermek   günahtır. Sünneti ifa etmek için günah işlenmez. Umre tavafı yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım!    Senin    için    umre    tavafını    yedi    şavt    olarak    yapmak istiyorum.   Onu   benim   için   kolaylaştır   ve   kabul   eyle"   diyerek   yapması müstehaptır. Tavafını,   Kâbe’yi   soluna   alıp   Hatim   ‘in   dışından   dolanarak   yapar. Her   şavtta   Rüknü   Yemani   ve   Hacer-i   Esved'i   uzaktan   "Bismillah,   Allahu Ekber"   diyerek   istilamda   bulunur.   Hacer-i   Esved'i   istilam,   sünnet,   Rüknü Yemani’yi   istilam   ise   müstehaptır.   Rüknü   Yemani   öpülmez,   diğer   köşeler istilam edilmez. Tavaf    sırasında    mesnun    duaları    veya    bildiği    duaları    okur    ve sessizce Tekbir ve Tehlil getirir veya Kur'an okur. Tavafın   ilk   dört   şavtı   farz;   tavaf'ı   cünüp,   adetli   ve   nifas   halinde değilken   ve   abdestli   olarak   yapmak,   avret   yerlerini   örtmek,   tavafı   Kâbe’yi soluna   alarak   yapmak,   tavafa   Hacer-i   Esved   hizasından   başlamak,   tavafı Hatim    ‘in    dışından    dolanarak    yapmak,    gücü    yetenin    tavafı    yürüyerek yapması   ve   şavtı   yediye   tamamlamak   vaciptir.   Bunlardan   biri   terk   edilirse dem gerekir. Tavaf'ta ıztıba' ve ilk üç şavtta remel yapar. Tavaf   yedi   şavta   tamamladıktan   sonra   "Mültezem"de   ve   Hatim ‘de   dua   eder.   Mümkünse   Makam-ı   İbrahim'in   arkasında   değilse   uygun   bir yerde   iki   rekât   "tavaf   namazı"   kılar,   bu   namazı   kılmak   vaciptir.   Namazdan sonra dua eder, peşinden zemzem içer ve Hacer-i Esved'i istilam eder. Umrenin   sa'yini   yapmak   üzere   Safa'ya   gider.   Yönünü   Kâbe’ye döner, Tekbir, Tehlil, tahmid ve salât-ü selam getirir, dua eder. Sa'y yapmaya niyet eder. Niyetini, "Allah'ım!   Senin   rızan   için   Safa   ile   Merve   arasında   yedi   şavt   olarak umrenin sa'yini yapmaya niyet ediyorum" diyerek yapması müstehaptır. Sa'yini   yedi   şavt   olarak   Safa'da   başlayıp   Merve'de   bitirir.   Sa'y yaparken   mesnun   duaları   veya   bildiği   duaları   okur   ve   sessizce   Tekbir   ve Tehlil   getirir   veya   Kur'an   okur.   İki   yeşil   ışık   arasında   "hervele"   yapar.   Say’ı tamamlayınca Merve'de dua eder. Umrenin sa’yi vaciptir. Terk edilirse dem gerekir. Berberde   veya   evde   veya   otelde   saç   tıraşı   olur   veya   saçlarını kısaltır, böylece ihramdan çıkar ve bu şekilde umre ibadetini yapmış olur. Kadınlar,   remel   ve   hervele   yapmazlar.   Tekbir,   Tehlil   ve   telbiyede seslerini   yükseltmezler.   İhramdan   çıkmak   için   saçlarının   ucundan   parmak ucu kadar kesmeleri yeterlidir. Kadınlar adetli iken tavaf yapmazlar. (Bu   bölüm,   Doç.   Dr.   İsmail   KARAGÖZ--   Mehmet   KESKİN-   Doç.   Dr. Halil    ALTUNTAŞ    tarafından    hazırlanan    "Hac    İlmihali"    adlı    eserden alınmıştır.)
Bilgi için Lütfen Arayınız 0 312 310 84 35 0 542 214 54 02